İngilizce düzensiz fiiller: Verb Rush oyunu
Do — did — done. Ekranda bir fiil çıkar: süre bitmeden 2. ve 3. halini işaretle. Ne kadar hızlı cevap verirsen oyun da o kadar hızlanır. Yanlışlar birkaç kart sonra geri gelir, böylece zor fiiller de akılda kalır.
Verb Rush
Nasıl oynanır
Fiile bak
Ekranda fiilin yalın hali (örneğin do), Türkçe anlamı ve iki boş kutu çıkar: V2 ve V3.
Halleri işaretle
Önce 2. hale (did), sonra 3. hale (done) dokun — ya da 1–6 tuşlarını kullan. Arka arkaya her doğru cevap süreyi kısaltır ve çarpanı artırır.
Hatalarından öğren
Yanlış bir seçim doğru halleri gösterir ve bir can götürür. O fiil birkaç kart sonra yeniden gelir.
Düzensiz fiilleri kolaylaştıran dört kalıp
Düzensiz fiiller karmaşık görünür ama çoğu bu dört kalıptan birine uyar. Grup grup öğrenmek, listeyi A’dan Z’ye ezberlemekten çok daha hızlıdır.
V2 = V3
66buy — bought — bought, find — found — found, say — said — said. En kalabalık grup.
Üç farklı hal
43go — went — gone, drink — drank — drunk, write — wrote — written. En çok çalışılması gerekenler.
V3 = yalın hal
4come — came — come, run — ran — run, become — became — become.
Üç hali de aynı
14cut — cut — cut, put — put — put, let — let — let.
Türkçe anlamlarıyla İngilizce düzensiz fiiller listesi
Oyundaki 127 fiilin tamamı, en sık kullanılandan daha seyrek olana. İngiliz ve Amerikan İngilizcesinin ayrıldığı yerlerde (learnt / learned) iki hal de doğrudur.
| Yalın hal (V1) | 2. hal (V2) | 3. hal (V3) | Türkçe anlamı |
|---|---|---|---|
| Günlük (A1–A2) | |||
| be | was/were | been | olmak |
| have | had | had | sahip olmak |
| do | did | done | yapmak |
| say | said | said | söylemek |
| go | went | gone | gitmek |
| get | got | got / gotten | almak, elde etmek |
| make | made | made | yapmak, üretmek |
| know | knew | known | bilmek, tanımak |
| think | thought | thought | düşünmek |
| take | took | taken | almak, götürmek |
| see | saw | seen | görmek |
| come | came | come | gelmek |
| give | gave | given | vermek |
| find | found | found | bulmak |
| tell | told | told | anlatmak |
| become | became | become | haline gelmek, olmak |
| leave | left | left | ayrılmak, bırakmak |
| feel | felt | felt | hissetmek |
| put | put | put | koymak |
| bring | brought | brought | getirmek |
| begin | began | begun | başlamak |
| keep | kept | kept | tutmak, korumak |
| hold | held | held | tutmak |
| write | wrote | written | yazmak |
| stand | stood | stood | ayakta durmak |
| hear | heard | heard | duymak |
| let | let | let | izin vermek |
| mean | meant | meant | anlamına gelmek |
| meet | met | met | buluşmak, tanışmak |
| run | ran | run | koşmak |
| pay | paid | paid | ödemek |
| sit | sat | sat | oturmak |
| speak | spoke | spoken | konuşmak |
| lose | lost | lost | kaybetmek |
| buy | bought | bought | satın almak |
| send | sent | sent | göndermek |
| build | built | built | inşa etmek |
| understand | understood | understood | anlamak |
| eat | ate | eaten | yemek |
| drink | drank | drunk | içmek |
| sleep | slept | slept | uyumak |
| read | read | read | okumak |
| Sık kullanılan (A2–B1) | |||
| fall | fell | fallen | düşmek |
| cut | cut | cut | kesmek |
| sell | sold | sold | satmak |
| teach | taught | taught | öğretmek |
| catch | caught | caught | yakalamak |
| fight | fought | fought | dövüşmek, savaşmak |
| drive | drove | driven | araba sürmek |
| ride | rode | ridden | binmek (bisiklete, ata) |
| choose | chose | chosen | seçmek |
| forget | forgot | forgotten | unutmak |
| break | broke | broken | kırmak |
| wake | woke | woken | uyanmak |
| steal | stole | stolen | çalmak (hırsızlık) |
| grow | grew | grown | büyümek |
| throw | threw | thrown | atmak, fırlatmak |
| fly | flew | flown | uçmak |
| draw | drew | drawn | çizmek |
| show | showed | shown / showed | göstermek |
| wear | wore | worn | giymek |
| swim | swam | swum | yüzmek |
| sing | sang | sung | şarkı söylemek |
| ring | rang | rung | çalmak (zil, telefon) |
| win | won | won | kazanmak |
| spend | spent | spent | harcamak, geçirmek |
| lend | lent | lent | ödünç vermek |
| lead | led | led | yönetmek, önderlik etmek |
| feed | fed | fed | beslemek |
| hit | hit | hit | vurmak |
| hurt | hurt | hurt | incitmek, acıtmak |
| cost | cost | cost | mal olmak, tutmak (fiyat) |
| shut | shut | shut | kapatmak |
| set | set | set | ayarlamak, yerleştirmek |
| lie | lay | lain | uzanmak, yatmak |
| lay | laid | laid | yatırmak, (sofrayı) kurmak |
| hide | hid | hidden | saklamak, gizlemek |
| bite | bit | bitten | ısırmak |
| shake | shook | shaken | sallamak |
| learn | learnt / learned | learnt / learned | öğrenmek |
| burn | burnt / burned | burnt / burned | yanmak, yakmak |
| dream | dreamt / dreamed | dreamt / dreamed | rüya görmek, hayal etmek |
| light | lit / lighted | lit / lighted | tutuşturmak, yakmak |
| shoot | shot | shot | ateş etmek |
| dig | dug | dug | kazmak |
| hang | hung | hung | asmak |
| beat | beat | beaten | yenmek, dövmek |
| forgive | forgave | forgiven | affetmek |
| freeze | froze | frozen | donmak |
| blow | blew | blown | esmek, üflemek |
| Daha seyrek (B1–B2) | |||
| arise | arose | arisen | ortaya çıkmak |
| bet | bet | bet | bahse girmek |
| bind | bound | bound | bağlamak |
| bleed | bled | bled | kanamak |
| burst | burst | burst | patlamak |
| creep | crept | crept | sürünmek, sinsice ilerlemek |
| deal | dealt | dealt | ilgilenmek, uğraşmak |
| flee | fled | fled | kaçmak |
| forbid | forbade | forbidden | yasaklamak |
| kneel | knelt / kneeled | knelt / kneeled | diz çökmek |
| lean | leant / leaned | leant / leaned | eğilmek, yaslanmak |
| leap | leapt / leaped | leapt / leaped | sıçramak |
| overcome | overcame | overcome | üstesinden gelmek |
| seek | sought | sought | aramak |
| shine | shone | shone | parlamak |
| shrink | shrank | shrunk | küçülmek |
| slide | slid | slid | kaymak |
| smell | smelt / smelled | smelt / smelled | kokmak, koklamak |
| spell | spelt / spelled | spelt / spelled | hecelemek |
| spill | spilt / spilled | spilt / spilled | dökmek |
| spin | spun | spun | döndürmek |
| spit | spat / spit | spat / spit | tükürmek |
| split | split | split | bölmek |
| spread | spread | spread | yaymak |
| stick | stuck | stuck | yapıştırmak |
| sting | stung | stung | sokmak |
| strike | struck | struck | vurmak, grev yapmak |
| swear | swore | sworn | yemin etmek, küfretmek |
| sweep | swept | swept | süpürmek |
| swing | swung | swung | sallanmak |
| tear | tore | torn | yırtmak |
| upset | upset | upset | üzmek |
| weep | wept | wept | ağlamak |
| wind | wound | wound | sarmak, kurmak |
| withdraw | withdrew | withdrawn | geri çekilmek, (para) çekmek |
| grind | ground | ground | öğütmek |
| mislead | misled | misled | yanıltmak |
Düzensiz fiiller hakkında sorular
İngilizcede kaç düzensiz fiil var?
Yaygın olarak 200 kadarı kullanılır, ama yaklaşık 100 tanesi okuyacağın ve duyacağın neredeyse her şeyi kapsar. Oyunda en işe yarayan 127 fiil var, günlük olanlardan başlayarak.
Fiilin 2. hali ile 3. hali arasındaki fark nedir?
2. hal (past simple, V2) bitmiş bir eylemi anlatır: “I went home”. 3. hal (past participle, V3) have ile ve edilgen yapıda kullanılır: “I have gone”, “The window was broken”.
Düzensiz fiiller en hızlı nasıl öğrenilir?
Kalıp kalıp, kısa ve sık çalışarak ve halleri hafif bir süre baskısı altında hatırlayarak — oyun tam olarak bunu yapar. Okumak da yardımcı olur: her kitap en sık fiilleri yüzlerce kez tekrarlar.
“Learned” mı doğru, “learnt” mü?
İkisi de. İngiliz İngilizcesinde learnt, dreamt ve burnt sık kullanılır; Amerikan İngilizcesi learned, dreamed ve burned biçimlerini tercih eder. Oyun iki hali de kabul eder.
Günün görevi nedir?
O gün bütün oyuncular için aynı olan 15 fiil; her birinin iki hali, can yok — sadece puanın önemli. Sonucunu paylaş, yarın yeni fiiller için geri gel.